Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 09:29
ÇOK BULUTLU
İstanbul \ 09:29
Dolar
90.529
Dolar
213.9725
Dolar
6.0872
Dolar
5.3800
Özel Röportaj Haber

Trump'ın skandal Kudüs kararının arka planında ne var? Verilen tepkiler yeterli miydi? Önümüzde nasıl bir süreç var? Haber Kudüs olarak bu can alıcı soruları sizin için Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç'a yönelttik. İşte cevaplar....

Son gelişmeler göz önüne alındığında Donald Trump’ın Kudüs kararını nereye oturtmak gerekir? Bu karar ne anlamına geliyor? 

ABD Başkanı Donald Trump, kendisinden önceki başkanların uygulamaya cesaret edemediği bir kararı yürürlüğe koydu. Bilindiği gibi, 1995’te ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen söz konusu karar, Tel Aviv’deki Amerikan Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınmasını öngörüyordu. Taşınmanın bütçesi bile hazırken, Trump’tan önce işbaşına gelen ABD başkanları Bill Clinton, George Bush ve Barack Obama, fiiliyata geçirme noktasında isteksiz davrandılar. Bunda, Arap ve İslâm dünyasından geleceği tahmin edilen tepkiler etkiliydi. Ancak Trump, hem ABD iç siyasetindeki gelişmelerin kendisini zorlamasıyla hem de seçim kampanyasında verdiği bir sözü yerine getirmek için, Kudüs konusunda düğmeye bastı. Büyükelçiliğin Kudüs’e taşınması kararında, ABD’yi başka ülkelerin de takip edeceği görülüyor. Bu, fiili bir durumun resmiyete dökülmesi anlamına gelecektir. 

Trump’ın skandal Kudüs kararının ardından 100 günden fazla bir zaman geçti. Bu süre zarfındaki tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz? İslam dünyası sizce elinden geleni yaptı mı?

Trump’ın Kudüs kararı, İslâm dünyasının birçok yönden darmadağın olduğu bir zaman dilimine denk geldi. Her ülkenin hem kendi içinde, hem de çevresindeki ülkelerle meşgul olduğu günümüz şartları, ABD-İsrail ekseni açısından en uygun zemini sağladı. Kudüs konusu eksiden beri, İslâm dünyasının kafasının karışık olduğu bir mevzu. Müslüman ülkelerde hükümetler, Kudüs’ü bir iç politika malzemesine dönüştürmüşken, halklar da bu politik gündemin peşinde oradan oraya sürüklenmektedir.

Bu genel manzara içinde Türkiye’nin konumu istisna teşkil ediyor. Türkiye, elindeki imkânlar ve manevra alanları ölçüsünde, Kudüs konusunda inisiyatif alan ve sesini çıkaran tek ülke. Ancak bizim de yetişmiş eleman eksikliğimiz ve teorik bilgi noksanlığımız bulunduğundan, gayret ve samimiyetimizin etkisi sınırlı. Yine de, yola çıkmış olmak bile kıymetli. Bundan sonrasında hiç durmadan ve usanmadan Kudüs için çalışmaya devam etmemiz gerekiyor.

Tali bir soru olarak şunu da ekleyelim: Hıristiyan dünyasının Trump’ın kararına ve Kudüs ile ilgili gelişmelere tepkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Kudüs konusunda, Hıristiyanlar arasında ciddi ihtilaf ve gerilimler var. Sadece Kıyâme Kilisesi’nin kontrolü konusunda bile ne kadar derin ayrılıkların yaşandığını hatırlarsak, meselenin ciddiyeti anlaşılır. Uluslararası ilişkiler alanındaki mevcut dengeler nedeniyle bu çekişmeler öteleniyor olsa da, varlıkları inkâr edilemez. İsrail’in Kudüs’le ilgili bütün oldu-bittilerine Hıristiyan dünyanın güçlü bir tepki göster(e)memesinin nedeni bu. Son olayda da, tepkiler kınama düzeyinden öteye gitmedi. Vatikan yönetiminin Trump’la kişisel bir gerginliği var; bu yüzden Vatikan’dan çıkan ses diğerlerine göre daha yüksek oldu. Ama hiçbiri, sahadaki politik gelişmeleri etkileyecek düzeyde bağlayıcı ve caydırıcı sesler değildi elbette.

ABD gelecek ay İsrail büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacak. Önümüzde nasıl bir süreç var? Bu gelişme dünyaya ve Filistin’e nasıl yansır?

İsrail, on yıllardır Kudüs’ten yönetilen bir devlet. Cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık rezidanslarının Kudüs’e taşınması, ardından da parlamentonun (Knesset) Kudüs’te toplanmaya başlaması, zaten fiili olarak buranın başkent ilân edildiğinin resmiydi. Bu durum, en az 50 yıldır böyle.

Başkentin resmen Kudüs olarak tanınması, fiiliyatta herhangi bir değişikliğe yol açmayacak olsa da, kuşkusuz sembolik önemi çok büyük bir adım. İsrail’in bu destek sayesinde daha da kontrolsüz davranmaya başlayacağını ve Avrupa’nın da kendisini dizginleyemeyeceğini tahmin ediliriz.

BMGK’da yapılan oylama sonucu düşünürsek BM’nin elçiliğin taşınmasına herhangi bir yaptırımı olabilir mi? Ya da uluslararası yeni bir oluşum ortaya çıkar mı?

BM, acınacak bir halde şu anda. Ta en başından beri, BM’den çıkarılan İsrail karşıtı kararlar uygulanamadığı için, kurumun itibarı da yerle bir… Dünyanın bütün ülkelerinin öyle ya da böyle içinde yer aldığı bu en büyük uluslararası organizasyon, İsrail’in neden olduğu problemler söz konusu olduğunda, hareket etmekten aciz bir hale bürünüyor. Bu, uluslararası sistemin dinamiklerini ve hedeflerini de yeniden düşünmemizi gerektirecek bir durum.

Yeni bir oluşumun ortaya çıkabilmesi için, İslâm dünyasının kendi içinde toparlanması şart. İslâm İşbirliği Teşkilâtı ve Arap Birliği gibi Müslümanlara ait uluslararası kurumların da tıpkı BM gibi birçok sorunla yüz yüze bulunduğunu düşünürsek, bu toparlanmanın ne büyük bir ihtiyaç olduğu anlaşılır.

Röportaj: Munise Şimşek – Haber Kudüs

28/03/2018 15:25:00
Yorum İco
252
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler