Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 12:35
ÇOK BULUTLU
İstanbul \ 12:35
Dolar
90.375,47
Dolar
193,6406
Dolar
5,6835
Dolar
4,8389
Özel Röportaj Haber

 

Haber Kudüs olarak, Beytü’l Makdis Bereket Daireleri ve Uluslararası İlişkilerde Kudüs Modelleri Teorisinin sahibi olan İstanbul Sahahattin Zaim Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Abdulfettah El Awaisi ile Balfour Deklarasyonu’nun 100. Yıl dönümünde, İngiltere’nin Filistin’den özür dilemesi ve Filistin’in özgürleşmesi konuya dair bir söyleşi gerçekleştirdik. Awaisi, dikkat çeken açıklamalarda bulunurken, Kudüs’ün, Beytü’l Makdis’in özgürleşmesi için İslam ümmetinin birleşmesine ayrıca Müslümanlarda Mescid-i Aksa’nın önemine dair bir algının oluşması gerektiğine vurgu yaptı.

 

Öncelikle, bildiğiniz üzere bu yıl, Balfour Deklarasyonu'nun 100'üncü yıl dönümü. Bu 100 yıl içerisinde Filistin halkının yaşadığı trajediden yola çıkarak İngiltere'nin Filistin halkından özür dilemesi ve bütün sorumluluğu üstlenmesi gerekmiyor mu?

Bu soru doğru olurdu eğer İngiltere hükümeti suç işlediğini kabul etseydi ancak, 1927'den beri bugünkü Theresa May hükümetine kadar olan İngiltere hükümetleri kutsal Filistin topraklarında, parantez içinde söylüyorum, "İsrail devletini" kurdukları için gurur duyuyor ayrıca suç işlediklerini düşünmüyorlar. Bundan on yıl önce İngiltere Başbakanı'nın "20. yüzyıl içerisinde elde edilen en büyük başarı İsrail devletini kurmaktır." açıklamasını yaptığı zaman bir mektup yazmıştım. Dolayısıyla bütün İngiltere hükümetleri, İşçi Partisi, Muhafazakâr Partisi veya Liberal Demokratlar Partisi hükümeti olsun Filistin halkına karşı suç işlediğini düşünmemiştir ve “İsrail devletinin kurulmasını en büyük başarı olarak kabul etmiştir. Bunu biz en son Theresa May açıklamasında bizzat görmüş olduk çünkü kendisinden "özür dilemesi" istendiği zaman "Hayır ben özür dilemeyeceğim, aksine ben İsrail devletinin kurulmasında olan görevimizden gurur duyuyorum." demiştir.

Bu durum, dünyadaki bütün Müslümanların dikkat etmesi gereken bir noktayı hatırlatıyor: "İsrail; Batı Ülkeleri, Haçlılar ve Siyonistlerin Orta Doğu bölgesinde uygulamış oldukları sömürge projesidir." Dolayısıyla, Müslümanların bu konuda uyanık olması gerekiyor, çünkü “İsrail devleti” Müslüman Ortadoğu'yu bölmek ve parçalamak için kurulmuş bir devlettir. Şöyle bir bakarsak, İsrail devleti kurulduktan sonra İslam dünyası parçalanmış durumdadır, bugün 22 Arap ülkesi var, bu sayı ileride daha da fazla olacaktır. Bunun en büyük sebebi vücutta yayılan kanser gibi Ortadoğu'da yayılan İsrail devletidir.

Buna ek olarak şunu söylemek istiyorum, ben İngiltere Dış İşleri Bakanlığı arşivinde 3 yıldan fazla bir süre araştırma yaptım ve şu sonuca vardım: "İsrail, bir sömürge projesidir."
Dolayısıyla, buna binaen İngiltere özür dilemiyor ve sorumluluğu üstlenmiyor, çünkü "Balfour Deklarasyonu ile planlanan projenin parçası olduğunu biliyor, ayrıca, projeyi 1800 yıllarda planlayarak İsrail devletini kurmak için 118 yıl plan yaptılar.

Filistin halkı ve Arap Ülkeleri "Balfour Deklarasyonu'nun" etkileriyle yüzleşmek için ne yapıyor?

İlk olarak Filistin halkı, Arap halkları veya bütün Müslümanlar az önce bahsettiğim "İsrail'in bir sömürge projesi" olduğu gerçeğini bilmeleri gerekiyor. Dahası, bu sömürge projesi bana "Haçlılar Savaşını" hatırlatıyor. O zamanlarda Mescid-i Aksa'da Latin İmparatorluğu vardı ve aynı şekilde Batı Ülkeleri Mescid-i Aksa'nın olduğu yerde yeni bir devlet kurmuşlardı. Dolayısıyla bilmemiz gereken ilk gerçek, "İsrail devleti, Siyonist ve Batı ülkelerinin projesi" olduğudur. Burada benim vurgu yapmak istediğim “bilgidir" yani insanların algısı, çünkü değişime ve özgürlüğe götüren en önemli unsur insanların algısıdır.

Dahası, eğer bu projenin Batı ve Siyonist projesi olduğu gerçeğini idrak edersek, Filistin halkının tek başına Balfour Deklarasyonu'nun etkileriyle baş edemeyeceğini görürüz. Dolayısıyla, bizim İslami ve bütün ümmete yönelik bir projeye ihtiyacımız var. Başka bir ifadeyle İslam tarihine baktığımız zaman, Beytü'l-Makdis işgal edildiği zaman bölgede bulunan halklar veya devletler Beytü'l-Makdis’i özgürleştirmedi ancak bütün İslam ümmeti birleştiği zaman özgürleşti. Sonuç olarak, Filistin halkı tek başına Mescid-i Aksa'yı özgürleştiremez.

Filistin'in özgürleşmesi için ne yapılmalıdır?

İlk olarak, bilmemiz veya algılamamız gereken şey, bizim özgürleştirmemizin mümkün olmadığıdır. Dolayısıyla, benim kanaatim şu; eğer bir şeyin önemi idrak edilmemişse yapılan bütün siyasi ve askeri çalışmalar geçersizdir.

Şöyle bir bakalım, İngiltere 100 yıl önce Balfour Deklarasyonu ile Filistin'i işgal etti, daha sonra 1947'de İsrail kuruldu, 1967'de ise Batı Şeria'yı de işgal ettiler. Daha sonra, Batı Şeria'da Filistin Devletini kurdular ki bu durum büyük bir sorun meydana getirdi, İslam ümmeti hangi meseleye odaklanmalı Gazze'nin altında olduğu ablukaya mı, yoksa Mescid-i Aksa'ya olan ablukaya mı? Sonuç olarak; ben Mescid-i Aksa'nın önemine dair bir algının ümmette oluşması gerektiğine inanıyorum.


03/11/2017 10:00:00
Yorum İco
491
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler