Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 11:46
GÖKGÜRÜLTÜLÜ SAĞANAK YAĞIŞLI
İstanbul \ 11:46
Dolar
99,249
Dolar
223.9267
Dolar
6.5948
Dolar
5.6992
Özel Röportaj Haber

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cengiz Tomar’la Marmara Üniversitesi bünyesinde kurulan Kudüs Çalışmaları Merkezi’ni ve Trump’ın skandal Kudüs kararı sonrasındaki gelişmeleri konuştuk.

Marmara Üniversitesi bünyesinde yeni bir Kudüs Araştırmaları Merkezi açılıyor. Bu fikir ne zaman ortaya çıktı?

Aslında iki senedir bu konu üzerinde çalıyoruz. Şahsen uzun yıllardır Kudüs çalışıyorum ve bu konuda yaptığım pek çok faaliyet var. Gündemdeki gelişmeler de zaten başlamış olan bu çalışmayı hızlandırdı.

Marmara Üniversitesi, Dünya’da tanınan çok büyük bir üniversite. Ayrıca üniversitemizde Kudüs çalışan, İbranice, Arapça, İngilizce ve Osmanlıca bilen 6 profesörümüz var. Türkiye’nin hiçbir üniversitesinde Kudüs çalışmaları yapabilecek bu kadar yetkin hocayı bir arada bulmak mümkün değil. İlahiyat Fakültesi’nden Prof. Dr. Nuh Arslantaş hocamız İbranice biliyor. Ben Arapça biliyorum. Prof. Dr. Yüksel Çelik Osmanlı belgeleri üzerine uzman. Osmanlıca ve İngilizce bilenlerimiz var. Yine Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde bazı hocalarımız Kudüs ve Ortadoğu çalışıyor. Dolayısıyla hem tarih, hem ilahiyat hem de uluslararası ilişkiler ve siyaset bilimi alanlarında yetişmiş uzmanlarımız var. Bunlar da doğrudan Kudüs’ü ilgilendiren alanlar.

Merkez şu an resmiyet kazandı mı?

YÖK’ten karar çıktı ve Başbakanlığa gönderdik. Resmi Gazete’de yayınlanmasını bekliyoruz. Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra kurumsal kişiliği tamamlanmış olacak.

Merkezin kuruluş amacı nedir?

Aslına bakarsanız Kudüs’le ilgili pek çok çalışma zaten yapıyoruz. Ama merkezin açılışıyla birlikte bunları kurumsal bir kimliğe büründürmüş olacağız. İlmi toplantıları, kitapları çok önemsiyorum. Bilimsel alt yapı çok önemli. Biz Kudüs meselesine daha duygusal yaklaşıyoruz. Olaylar olduktan sonra tepki veriyoruz. Tamam bunlar güzel ama olayların öncesinde de harekete geçmek lazım. Bunun için de bilimsel alt yapı gerekiyor. Bu konuda İsrailliler çok çalışma yapıyorlar. Yoğun bir şekilde çalışıyorlar, Kudüs’le ilgili bilimsel faaliyetler yürütüyorlar.

Bu yüzden bizim de duygusal tepkileri aşarak kurumsal alt yapıyı kurmamız ve bilimsel çalışmalardan beslenmemiz gerekiyor. İslam tarihi bu açıdan çok verimli. Tarihimizdeki birlikte yaşama tecrübesi çok önemli. Kudüs tarihte ne Hıristiyanlar döneminde rahat ediyor ne de Yahudiler. Sadece Müslümanların hükmettiği asırlarda gün yüzü görüyor. Bizim bunları ayrıntılı bir şekilde ortaya koymamız elzem. Kudüs’e sadece dini perspektiften değil de birlikte yaşam tecrübesi açısından baktığımızda Müslümanların tarihte büyük bir fark yarattıklarını görebiliriz.

Hazırda bekleyen projelerden bahsedebilir misiniz?

Benim en çok önemsediğim şey çağımızın gençlerine hitap edebilmek. Bunun için mutlaka film, çizgi film, animasyon, uygulamalar ve bilgisayar oyunları gibi şeyler hazırlamak gerekiyor. Bunlarla ilgili üzerinde çalıştığımız projelerimiz var. Bunlara destek bulabilirsek harika olacak. Bizim neslimiz için toplantılar ve konferanslar yeterliydi. Ancak 90’lar sonrası doğan gençler bizim gibi değil. Uzun müddet kitap okuyamıyorlar. Daha ziyade bilgisayar ortamı ve internet ilgilerini çekiyor. Uzun süre bir konu üzerinde yoğunlaşamıyorlar. Bu sebeple onların ilgisini çekecek çalışmalar yapmak lazım.

Düşünün bugün çocuklarımızın bütün kahramanları Batı kökenli: Batman, Süperman ve artık aklınıza ne gelirse. Ayrıca bunların eşantiyonları var: çantalar, aplikasyonlar vs. Tarihimizde o kadar çok kahramanımız, öne çıkarabileceğimiz o kadar çok isim var ki. Ama bunu bir endüstri haline getiremediğimiz için Batılı karakterler ön plana çıkıyor. Uzun vadede planımız Kudüs, Ortadoğu veya İslam ile ilgili isimleri, değerleri bu modern çağın silahlarına dönüştürebilmek. Mesela film yapabilmek; oyun hazırlayabilmek. Biz İskoçya’yı ne zaman öğrendik: Braveheart’tan sonra. Yine pek çoğumuz Hollywood yapımı Cennetin Krallığı filmi sayesinde Kudüs’e dikkat kesildik. 

Çok zengin malzememiz olmasına rağmen ve dizi endüstrimiz de çok iyi olmasına rağmen henüz bu konulara eğilemedik. Üstelik şu an yaptığı zulümlerle İsrail de yeterince malzeme veriyor. Burada kast ettiğim şey belgesel veya propaganda içeren bir yapım değil. İnsanların ilgisini çekebilecek gerçek bir sinema filmi veya çizgi film yapılmalı. Bunları yapabilirsek hem Türkiye’de hem de dünyada daha geniş kitlelere ulaşmak mümkün olur.

İsrail’in yaptığı bir bilgisayar oyununda çocuklar Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa ediyor. Küçük yaştan çocuklara mabed bilinci aşılanıyor.

Yahudilerin 2000 yıl sonra bu toprakları işgal edebilmelerinin sebebi bu bilinci canlı tutabilmeleri. Binlerce yıl “Tekrar Kudüs’te görüşmek üzere” şeklinde vedalaştıkları için bu bilinç canlı kaldı. Bunu çocuklarına aktarmada da başarılılar. Ders kitaplarında, okullarda Kudüs ve Mabed konusunu işleyerek canlı tutuyorlar. Oyunlar hazırlıyorlar. Çocukları mutlaka Masada efsanesinin yaşandığı yere götürüyorlar.

Biz bunu henüz gerçekleştiremedik. Hâlbuki Nureddin, Selahaddin var. Bunlardan ne güzel bir oyun çıkar, film çıkar oysa. Biliyorsunuz Müslümanlar fethettiğinde Mescid-i Aksa’nın bulunduğu yerde hiçbir bina yoktu. Boş tepelik bir yerdi. Şu anda gördüğümüz binaların büyük kısmı Emeviler döneminde yapıldı. Sonra da ilaveler ve restorasyonlar oldu. Mesela biz de Hz. Ömer’in (ra) fethinden sonra Mescid-i Aksa’nın imar edilişiyle ilgili bir oyun yapabiliriz. Haçlı mücadelesi oyun olabilir.

Trump’ın Kudüs kararının tarihi tesadüf müydü, yoksa sembolik karşılığı var mı?

Bakın Trump elçiliğin 15 Mayıs’ta taşınacağını söyledi. Bu da tesadüf değil. Yani Nekbe (Büyük Felaket) gününde. Tarihte bu tür sembolizmler önemlidir. Mesela biz Fırat Kalkanı Operasyonu’nu ne zaman yaptık? 24 Ağustos’ta. Yani Mercidabık Zaferi’nin yıl dönümünde. Yine Zeytin Dalı Operasyonu ne zaman bitti: Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünde. 

1917 Kudüs için önemli bir tarihti. Çünkü Müslümanların elinden çıktığı tarih. Trump’ın açıklaması bunun 100. yıl dönümüne geldi ki, bu bir tesadüf değildi. Elçilik de İsrail’in kuruluşunun 70. yılında Kudüs’e taşınacak.

Kolektif bilinç dediğimiz bir şey var, yani toplumsal hafıza. İki örnek daha vereyim size. Allenby Kudüs’e girdiğinde “Haçlı Seferleri şimdi sona erdi” demişti. Yine 1. Dünya Savaşı sonunda Fransız Komutan Henri Gouraud Selahaddin Eyyubi’nin sandukasına ayağıyla vurarak “Kalk Selahaddin kurtar Müslümanları” dedi. Bakın Haçlı Seferleri’nin üzerinden 700-800 sene geçmiş ama bu bilinç hala canlı. Çünkü bu, toplumları yaşatan, milletleştiren unsurlardan biridir. 

Bu bilinç bizde de Malazgirt ve Kûtu’l- Amâre Zaferi gibi olaylar üzerinden yeni yeni canlanmaya başladı. Düşünün Kût’ul-Amâre Savaşı’nı bilmiyorduk bile. Dizi sayesinde şu an herkes öğrendi. Kültürel bilinçlenmemiz açısından TV dizilerinin payı büyük. Yıllardır tarihçilerin öğretemediği konuları bir dizi anlatabiliyor. Elbette dizilerdeki her şeyin tarihsel gerçeklikle örtüşmesi mümkün değil. Sonuçta dizi bir kurgudur. Önemli olan dizilerin insanları kitap okumaya yöneltmesidir.

Başladığımız noktaya dönersek toplumlar için tarihi semboller çok önemli. Trump kuruluşunun 70. yılında elçiliği Kudüs’e taşıyarak İsrail’e armağan edecek. Bu sembolizmle hem Yahudi kolektif bilincine ve tarihsel hafızasına hitap ediyor; hem de Avrupa, yani Haçlı kolektif hafızasına sesleniyor. 

Trump’ın bu kararı almasında Evanjelistlerin rolü var mı?

Şüphesiz var. Biliyorsunuz Evanjelistlerle Siyonistler arasında birçok ortak nokta var. Kıyametin kopması, Mesih’in gelmesi ve kıyametten önce Kudüs’te Süleyman Mabedi’nin yeniden yapılması gibi… Hz. İsa da Yahudi’ydi ve o topluma gelmişti. Şu hususa dikkat etmek lazım: Trump’ın iktidara gelmesinde hem Evanjelistlerin hem de Yahudi lobisinin payı büyük. Öte yandan bu kararın alınmasında Trump Ortadoğu’yu tanımayan bir iş adamı olması da etkili. Buradaki hassasiyetleri bilmiyor. Elbette bu gelişmelerde Trump’ın damadı Jared Kushner’in de parmağı var. Ayrıca ABD; İran’a karşı İsrail, Mısır ve Körfez ülkelerinden oluşan bir blok oluşturmayı hedefliyor ve bu bağlamda İsrail’i memnun etmek zorunda.

Ortadoğu’daki dengeler böyle bir kararın verilmesi için ne kadar uygundu?

Tabloya bakarsanız bir kere İslam dünyası mezhebi ve etnik olarak parçalanmış durumda. Irak ve Suriye parçalandı. Türkiye’nin çeşitli sorunları var. Aynı şekilde İran’ın da… Suudi Arabistan ile İran çekişiyor. Bu İsrail ve ABD için bulunmaz bir fırsat. İsrail istediği gibi hareket ediyor ve kimse sesini çıkartamıyor. Çünkü herkes kendi derdine düşmüş durumda. Dolayısıyla bu süreçte birbiriyle kavga etmeyen bir İslam dünyası olsaydı Trump’ın böyle bir karar vermesi zor olurdu. Bakın Suudi Arabistan, Mısır ve Körfez ülkeleri neredeyse İsrail ile işbirliği yapacaklar. Ve üstelik bunu Filistinlilere karşı yapacaklar.

Son zamanlarda sıkça gündeme gelen “Yüzyılın Anlaşması” projesi nedir? 

Benim takip edebildiğim kadarıyla Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Mısır ve ABD; Filistin yönetimine Kudüs’le ilgili başkent iddiasından vazgeçmesi için baskı yapıyorlar. Çünkü, Kudüs İsrail mitolojisi açısından çok önemli. Onun yerine güneyde Ebu Dis kasabasını başkent olarak vermeyi teklif ediyorlar. Ayrıca Gazze ile Sina’dan verilecek bir bölgede Filistin devletinin kurulmasını öneriyorlar. Bundan 100 yıl önce Yahudilere vatan aranıyordu. Şimdi 100 yıl sonra Filistinlilere alternatif vatan aranıyor. Çünkü vatanlarını İsrail işgal etti ve oradaki Filistinlilerin hepsini öldüremeyeceğine göre bir yerlere göndermek zorunda. Zaten Arap-İsrail savaşlarında büyük kısmını Ürdün’e ve yutrdışına göndermişlerdi. Ürdün’ün Neredeyse % 65’i Filistinlilerden oluşuyor. Anlaşmanın esas amacı Kudüs’ü boşaltmak.

ABD gelecek ay büyükelçiliği taşıyacak gibi görünüyor. Sonrasındaki reaksiyonlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ben bu durumu şöyle açıklıyorum: Ortadoğu’da yanan bir ateş var. Kudüs kararıyla Trump o ateşe benzin döküyor. Bu çok açık. Bunun tepki görmemesi mümkün değil. Nasıl tepkiler olacağını ben bile öngöremiyorum. Beklentim bunun karşısında, bölge halklarının durumdan ders çıkararak, birleşmesi. Çünkü Kudüs herkesin ortak noktası.

Kudüs konusunda Şii olmanız, Sünni olmanız çok önemli değil. Türk, Arap veya Kürt olmanız da fark etmiyor. Kudüs bütün İslam dünyasının ortak meselesi, kalbi. Umarım tersi bir tepkiye sebep olur bu olay. Türkiye liderliğinde İslam İşbirliği Teşkilatı’nda alınan karar gibi ya da BM’de yapılan oylama gibi.

Ancak şu anda gördüğünüz kadarıyla ABD; Mısır ve Körfez ülkeleriyle anlaşmış durumda. Dolayısıyla İslam dünyasının ortak bir reaksiyon göstermesinin önü kesildi. Buna rağmen ben bu uygulamanın büyük olaylara sebep olacağını düşünüyorum. Saldırılar artabilir. Bölgede Batılılara karşı, özellikle de ABD’lilere karşı, bir öfke patlaması yaşanabilir. 

Hocam bir yazınızda bu sürecin netleşmesinde Suud ve Mısır’ın tavrının belirleyici olduğunu söylüyorsunuz. Niçin?

Ortadoğu’da 4 tane mihver (pivot) devlet var. Bunlar Türkiye, İran, Mısır ve Suudi Arabistan. Türkiye, Türk unsuru ve Sünniliği; İran, Fars ve Şii unsuru temsil ediyor. Bunların karşısında Suudi Arabistan, Arap ve daha ziyade Vehhabi-Selefi geleneği ve elbette parayı temsil ediyor. Yine Mısır da -Sünni- kültür, ordu ve nüfus anlamında Arap dünyasının en büyük devleti. Bir söz vardır: “Ortadoğu’da Mısır’sız savaş Suriye’siz barış olmaz.” Arap dünyasındaki bu 2 pivot devlet çok önemli ve ABD de bunu görüyor.

Türkiye buna her hâlükârda tepki verir. Özellikle AK Parti hükümetinin liderliğindeki Türk halkı asla tepkisiz kalmaz. İran da öteden beri Kudüs konusunda hassas bir ülke. Bunu dengeleyebilmek için de ABD Mısır ve Suudi Arabistan’ı kendi cephesine çekmiş durumda.

RÖPORTAJ: MUNİSE ŞİMŞEK – HABER KUDÜS







07/04/2018 10:42:00
Yorum İco
977
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler