Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 00:32
PARÇALI BULUTLU
İstanbul \ 00:32
Dolar
88.734,76
Dolar
229,4217
Dolar
6,9407
Dolar
6,0197
Özel Haber

İngiltere’nin 2 Nisan 1947’de Filistin meselesini BM’ye devretmesi üzerine 28 Nisan’da BMGK Filistin için özel bir oturum gerçekleştirdi. Söz konusu toplantıda BM Filistin Özel Komitesi’nin kurulmasına karar verildi. 11 üyeden oluşan komite bölgeye giderek araştırmalar yaptı ve 1 Eylül 1947’de sorunun çözümüne dair hazırladığı raporu BM’ye sundu. Buna göre Filistin; 1 yıllık bir geçiş sürecinin ardından kurulacak Arap ve Yahudi devletleri arasında bölüşülecekti. Kudüs ise BM’nin vesayeti altında özerk bir bölge olarak kalacaktı. Filistin’i üçe bölen bu taksim planına göre Filistin topraklarının % 42.88’i Araplara ve % 56.47’si de Yahudilere bırakılmıştı.

29 Kasım 1947’de BMGK’da yapılan oturumda rapor taraflara duyuruldu. Ancak çizilen bu sınırlara Filistin halkı itiraz etti. Bu adil bir paylaşım değildi. Topraklarının büyük bir kısmını ülkelerini zorbalıkla işgal eden Yahudilere bırakmaları söz konusu olamazdı. Öte yandan çizilen sınırlardan Yahudiler de memnun değildi. Bu sebeple BM’nin bu ilk çözüm girişimi hayal kırıklığıyla sonuçlandı.

İngiltere bölgeden çekiliyor

BM’nin sahneye girmesiyle İngiltere 29 Kasım 1947’den itibaren Filistin’deki güçlerini tedrici olarak geri çekmeye başladı. Filistin’de oluşan bu güç boşluğunu fırsat bilen Stern, Irgun ve Haganah gibi Siyonist çeteler daha fazla toprak işgal etmek için harekete geçtiler. Gözlerine kestirdikleri köylere, korumasız yerlere saldırdılar. Kudüs’ün yakınlarında yer alan Deir Yasin köyü de onlardan biriydi.

Stern ve liderliğini Menahem Begin’in üstlendiği Irgun çeteleri Nisan’ın 9’unu 10’una bağlayan gece sabaha karşı Deir Yasin köyünün etrafını kuşattılar. Olayın tanıklarının verdiği bilgiye göre köy halkı hoparlörlerle yapılan “Köyü boşaltın!” anonslarıyla uyandı. Uyku sarhoşluğuyla daha ne olduğunu anlamadan ahali Yahudi çeteleri tarafından acımasızca katledildi.

Gözü dönmüş Siyonistler evleri kurşun yağmuruna tuttu ve sonrasında ateşe verdi. Kaçmaya çalışanlar kurşuna dizildi. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 254 kişiyi hunharca şehit ettiler. Katliamdan yaralı kurtulabilenlerin sayısı ise çok azdı.

Siyonistler masum sivilleri öldürmekle yetinmeyip kadınların küpeleri için kulaklarını kesmişlerdi. Hamile kadınların karnı deşilmiş, öldürülenlerin naaşları kuyulara atılmıştı. Katliamdan kurtulmayı başaran kadın ve çocuklar ise çırılçıplak soyularak araçlarla götürüldükleri Yahudi yerleşim bölgelerinde teşhir edilmişti.

Katliamın sorumlusu başbakan oldu

Bu katliamın amacı, İngiltere’nin bölgeyi terk ettiği bir süreçte, Filistinli köylülerin gözünü korkutup kaçmalarını sağlamaktı. Siyonist Yahudiler hazırlıklarını yaptıkları İsrail için etnik bir temizlik yapmışlardı. Bu vahşete önderlik eden ve 1977’de İsrail Başbakanı olan Menahem Begin, Deir Yasin katliamı için, büyük bir soğukkanlılıkla, “Bu eylemi yapmasaydık İsrail olmayacaktı” açıklamasını yapacaktı.

Elbette Deir Yasin katliamı son olmadı. Vahşetle kurulan İsrail, bu kanlı geleneği büyük bir kararlılıkla sürdürdü. 12 Ekim 1953’te Ariel Şaron’un liderliğinde gerçekleştirilen Kibya köyü katliamı, 1982’de yapılan Sabra ve Şatilla katliamları, 2002’de Cenin katliamı, 2008 Gazze katliamı ve daha niceleri…

Bu sebeple İsrail, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ısrarla dile getirdiği “terör devleti” tanımlamasını sonuna kadar hak ediyor. Zira her daim kanla beslendi ve elleri Filistinli sivillerin kanlarıyla kirlenmiş Menahem Begin, Ariel Şaron gibi çete liderleri tarafından yönetildi.

Öte yandan Filistin meselesinin çözümünü üstlenen BM her zaman İsrail vahşetine göz yumdu. Tepkisi cılız bir sesle dillendirilen kınama kararlarının ötesine geçemedi. Tıpkı bugünlerde Gazze Şeridi’nde Büyük Dönüş Yürüyüşü kapsamında düzenlenen barışçıl eylemlere katılan göstericilerin katledilmesine ses çıkarmadığı gibi…

MUNİSE ŞİMŞEK - HABER KUDÜS


10/04/2018 11:09:00
Yorum İco
644
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler