Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 17:42
ÇOK BULUTLU
İstanbul \ 17:42
Dolar
91.158
Dolar
212.9443
Dolar
6.0574
Dolar
5.3295
Analiz Haber

Dünya ABD Başkanı Donald Trump’ın skandal Kudüs kararıyla çalkalanırken İsrail, bu rüzgârın gücüyle, Kudüs’ü Yahudileştirme politikaları doğrultusunda yeni bir yasa çıkardı. Likud Partisi Milletvekili Amir Ohana tarafından meclise sunulan yasa tasarısı 7 Mart 2018’de 48’e karşı 18 oyla kanunlaştı.

Yasaya göre İsrail, terör eylemlerine karışmak veya güvenliği ihlal etmek gerekçesiyle Kudüs’te ikamet eden Filistinlilerin daimi oturum izinlerini iptal edebilecek. Söz konusu yasa, ülkeye giriş ve çıkışları, doğum-ölüm belgelerini, evlilik kayıtlarını ve seyahat belgelerini düzenleyen ve 1952’de çıkartılan İsrail’e Giriş Yasası’na eklenecek. Uygulama yetkisi ise İsrail İçişleri Bakanlığı’nda…

Filistinlilerin büyük bir tepkiyle karşıladıkları bu yasanın onaylanması üzerine Türkiye Dışişleri Bakanlığı İsrail’i kınadı. Avrupa Birliği’nden de benzer bir açıklama geldi. Zira uluslararası hukuka göre bu kanun; 4. Cenevre Sözleşmesi, Lahey Konvansiyonu’nun 43. maddesi ve BM’nin konuyla ilgili kararlarının açıkça ihlali anlamına geliyor. Ayrıca barınma ve seyahat gibi en temel özgürlüklerin ihlal edilmesine yol açacağından insan haklarına da aykırı.

Neden ihtiyaç duyuldu?
İsrail İçişleri Bakanlığı böyle bir kanuna neden ihtiyaç duyulduğunu açıklarken iki olayı gerekçe gösterdi. Bunlardan birincisi dünya medyasında da geniş yankı bulmuştu. İsrail, Hamas ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle, Mart 2015 genel seçimlerini kazanarak Knesset’te Filistinlileri temsil etmeye hak kazanan 4 milletvekilinin istifasını istedi. Milletvekillerinin direnmesi üzerine Siyonist rejim “İsrail’e sadakatsizlik” gerekçesiyle Muhammed Ebu Teir, Ahmed Attun, Muhammed Tutah ve Halid Ebu Arafeh’in Kudüs’te oturma izinlerini iptal etti. İsrail, milletvekillerini sınır dışı etmeyi başardı; ancak olay İsrail Yüksek Mahkemesi’ne taşındığından süreç uzadı ve siyasi bir krize dönüştü.

İkinci olay ise Ocak 2017’de Kudüs’ün güneyindeki Yahudi yerleşim birimi Armon Hanatziv’in yakınlarında gerçekleşen bir saldırıydı. Bir Filistinlinin kamyonla İsrail askerlerinin bulunduğu alana girmesi neticesinde 4 kişi ölmüş ve 15 kişi de yaralanmıştı. Bir terör saldırısı olarak nitelenen olayın failinin Kudüs’te oturan bir Filistinli olması yasa için emsal gösterildi.

Yasanın gerçek hedefi ne?
İsrail yönetimi bu iki olayı gerekçe gösterse de aslında amaç 2020 için hedeflenen Nüfus Denge Politikaları programını tamamlamak. 2004’te hazırlanıp uygulamaya konulan bu plana göre İsrail’in hedefinde Kudüs’teki Yahudi nüfusunu % 70’lere çıkarmak; buna karşın Müslümanları ve diğerlerini % 30’ların altına çekmek var. 2030’lardan sonra ise Filistinlilerin şehirde azınlık olarak kalması tasarlanıyor.

İsrail yönetimi bu planın başarılı bir şekilde uygulanması için bu güne kadar iki yönteme başvurdu: Öncelikle şehirdeki Filistinlilerden kurtulmak ve ikinci adımda da onlardan boşalan alanlara yeni Yahudi yerleşim birimleri kurmak. Son yıllarda Kudüs belediyesi bu politikaları acımasız bir şekilde uyguluyor. Oturma izinlerinin iptali, sürgün, konut ruhsatı vermeme, ruhsatsız olduğu gerekçesiyle ev yıkma, özel mülkleri kamulaştırma yoluyla şehrin demografik yapısını Yahudilerin lehine dönüştürüyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) raporuna göre İsrail 1967’den 2017 yılına kadar Kudüs’te 14.595 Filistinlinin oturma iznini iptal etti. Ancak bu rakamlar İsrail’in 2020 hedefi için yeterli değil. Şu anda şehirdeki Yahudi nüfusu % 66, Filistinliler ise % 34 civarında. Bu bağlamda Yahudi nüfusunun % 70’lere ulaşması için en az 100 bin Filistinlinin daha Kudüs’ten sürülmesi ve 150 bin Yahudinin şehre yerleşmesi gerekiyor. Söz konusu projenin gerçekleşmesi amacıyla Netanyahu hükümetinin bütçeden 15 milyar dolarlık pay ayırdığını düşünürsek durumun ciddiyeti daha net anlaşılabilir.

Yasa metninde neler var?
Bu açıdan yeni yasa İsrail’in bu planı tamamlanmasında elini güçlendirecek ve 2020’nin kapıya dayandığı şu günlerde süreci hızlandıracak. Söz konusu yasayla İçişleri Bakanlığı, ülke için tehlikeli gördüğü herkesi sınır dışı edebilecek. Suç isnat edilen kişinin yargıya gitme hakkı olmayacak. İsrail böylece işleri yavaşlatan yargıyı da tamamen aradan çıkarmayı başardı.

Kanun metni bununla da kalmıyor. Suçun şahsiliği ilkesini çiğneyerek kolektif bir cezalandırmaya gidiyor. İsrail makamlarına failin ailesini de sınır dışı etme izni veriyor. Ayrıca yetkililer saldırganın evini yıkma ve mal varlığına el koyma hakkına da sahip olacak.

Yasayı daha tehlikeli yapan nokta ise, geriye dönük olarak uygulanıp uygulanmayacağı... Şayet uygulanırsa Kudüs, birkaç yıl içinde bir Yahudi şehrine dönüşebilir. Öte yandan İsrail’in topraklarını işgal ettiği bir ülkenin halkından sadakat beklemesi de kof bir hayal. 


MUNİSE ŞİMŞEK – HABER KUDÜS



30/03/2018 20:38:00
Yorum İco
348
YORUMLAR
YORUM YAP
0 Yorum bulunmaktadır.
Anahtar Kelimeler