Social Media Fixed
Kudüs Hava Durumu
Kudüs \ 12:22
ÇOK BULUTLU
İstanbul \ 12:22
Dolar
90.375,47
Dolar
193,6406
Dolar
5,6835
Dolar
4,8389

5.11.2014

Kudüs'teki Mescid-i Aksa, Müslümanların ilk kıblesi. Bununla birlikte Allah tarafından namazın Müslümanlara farz kılındığı miraç mucizesinin yaşandığı yer. Bugün İsrail işgali altında olan ve içerisinde Mescid-i Aksa ile Kubbetüssahra camileriyle birlikte çok sayıda mescit ve Osmanlı'dan kalma onlarca eser barındıran bölgenin genel adı Haremüşerif olarak bilinir. Haremüşerif bölgesi UNESCO tarafından koruma altında fakat tüm bu korumaya rağmen İsrail, kazı çalışmalarına devam ediyor


Haremüşerif'in batı duvarında Yahudilerin kutsal mekanı olan ağlama duvarı vardır. Ancak Yahudiler, Mescid-i Aksa'nın altında kendileri için kutsal sayılan Süleyman Mabedi ile Hz. Musa'nın sandığının bulunduğuna inanır. Onlara göre sandığın içinde eski ahit vardır. Yahudilere göre hem mabed hem de sandığın geri alınması için Mescid-i Aksa'nın yıkılması gerekir. Bu nedenle İsrail yıllardır arkeolojik kazı çalışması altında Mescid-i Aksa'nın altını oymakta, orada tüneller kazarak, kendi kendine yıkılmasını sağlamaya çalışmaktadır.

Mescidi Aksa yıkılacak ve İsrail Mescidi Aksa'nın bulunduğu yere Süleyman Mabedini inşa edecek…Bunun için en önemli adımlardan biri olan Harap Sinagogu, Mescidi Aksa'yı yıkma planının en önemli adımıdır. Harap Sinagogu, Mescidi Aksa'ya sadece 100 metre mesafededir ve şu an Yahudiler Mescidi Aksa'nın yakınına kadar girip ibadet etmektediler. Harap Sinagogunun yeniden açılması Yahudiler için bir milattır ve gerçek emelleri için.

Tahrif edilmiş Tevrat’a göre İsrailoğulları Mısır’dan çıktıktan sonra Sina dağı önünde toplanırlar ve burada Hazreti Musa Tanrı’yla görüşür. Tanrı Hazreti Musa’ya iki taş levha üzerinde kutsal antlaşmayı verir. Antlaşmaya göre Hazreti Musa,Yahuda oymağından Hur oğlu Uri oğlu Besalel'e Akasya ağacından bir sandık yaptıracaktır. Sandık tamamen altınla kaplandı. İçine anlaşma levhaları konuldu. Sandığın üzerinde iki melek motifi vardı. Bu iki melek Tanrı İsrailoğullarına kızgın olduğunda birbirlerine sırtını döner.Eğer İsrailoğullarından Tanrı şikâyetçi değilse birbirlerine yüzlerini dönerlerdi.

İsrailoğulları tek tanrıya inanıyordu, karşılarındaki Filistliler ise putlara tapıyorlardı. Filistliler demir kullanmayı bildiklerinden silah ve teçhizat olarak İsrailoğullarından üstündüler. Ancak İsrailoğulları bütün savaşları Antlaşma Sandığı sayesinde kazandılar. Kâhinler sandığı yüklenir,borular çalar bu şekilde kent etrafında dolanırlardı: “Halk bağırmaya başladı, kâhinler de borularını çaldılar. Boru sesini işiten halk daha yüksek sesle bağırdı. Kentin surları çöktü. Herkes bulunduğu yerden dosdoğru kente girdi. Böylece kenti ele geçirdiler” (Yeşu: 6/1–20)

Ancak İsrailoğulları Tanrı’nın sözünü dinlemez ve putlara tapınırsa antlaşma sandığı savaşta onları korumazdı. Böyle bir savaşta Filistliler İsrailoğullarını yendiler. Yenilgi öyle büyüktü ki, İsrailliler otuz bin yaya asker yitirdi, Tanrı'nın Sandığı’na da düşmanları tarafından el konuldu.Filistliler, Tanrı'nın Sandığı'nı ele geçirdikten sonra onu Dagon putunun yanına yerleştirdiler. Filistliler sandığı nereye götürdülerse oraya büyük belalar geldi. Halk ağır biçimde cezalandırıldı. Her yeri fareler bastı, insanlarda urlar çıktı,sandık kentlerin her yanına ölüm saçmaya başladı" Filistliler sandığı yanında birçok armağan ve hediye ile birlikte İsrail tarafına geri vermek zorunda kaldılar

Demir silahlar yapabilen Filistliler karşısında İsrailoğullarının çaresiz kaldığını belirtmiştik. Bu Tevrat’ta şöyle anlatılıyor: “Bütün İsrail ülkesinde bir tek demirci yoktu. Filistliler, ‘İbraniler kılıç, mızrak yapmasın’ demişlerdi” (1. Samuel 13/19)
Filistliler demiri kullanmayı uzun süre İsrailoğullarından sakladılar. Ancak Hazreti Davut demir silah ve zırhlar yapmayı başardı. Kur’an-ı Kerim’de bu olay şöyle anlatılmaktadır: “... ve ona demiri yumuşattık (ve şöyle emrettik): “geniş zırhlar yap ve onları düzenli bir biçime sok” (Sebe 10–11)

Bu sayede Hazreti Davud İsrail birliğini sağladı, büyük bir devlet oluşturdu. Ahit Sandığı’nın konulacağı Kutsal Mabed’in yapım çalışmalarını Hazreti Davud başlatmış, bunun için İsrail’de yaşayan yabancıları toplayarak taşlar yontturmuştu. Ayrıca çevre ülkelerden demir, taş ve tomruk getirtti.

Tapınağın yerini Ornan adındaki bir çiftçiden satın alan Hazreti Davud kendisinden sonra yerine geçecek olan Hazreti Süleyman’a tapınağı en iyi biçimde yapması için de emir verdi.Babasının yerine geçen Hazreti Süleyman Lübnan’dan sedir ve çam ağaçları getirtmek için otuz bin kişi görevlendirmişti. Tomruklar Lübnan’dan suya indiriliyor yüzdürülerek getiriliyordu. Ayrıca yük taşıyan 70 000, dağlarda taş kesen 80 000 adamı vardı. İşin yürümesini sağlayan ve işçileri yöneten3.300 görevlisi vardı. Uzunluğu 27 metre, genişliği 9 metre, yüksekliği 13.5 metre. Oysa tapınağın yapımı için Hazreti Davut devrinden başlayarak güçlü ticaret filoları ve insan gücüyle hem Ortadoğu bölgesinden hem de Hindistan’a kadar olan oldukça büyük bir bölgeden altın, oniks, gümüş, kereste, taş vs. sağlanmıştı. Sadece Sur Kralı Hiram, Hazreti Süleyman'a yüz yirmi talant (yaklaşık 4,1 ton)altın göndermişti.

Tapınağın yapımı için Sur kralı Hiram, Hiram Abif adındaki ustasını göndermişti. Hazreti Süleyman da işçileri denetlemesi için Hiram (Adoniram) adındaki bir adamını görevlendirmişti. Bu iki Hiram’dan birisinin tapınağın sırlarını çalmak isteyen kişilerce öldürüldüğü biliniyorHz. Süleyman babası Davut’tan, krallığı devraldığında, sınırlar Fırat nehrinden, Sina çölüne kadar uzanıyordu. Hz. Süleyman’ın diğer peygamberlerden farklı olarak doğa üstü güçlere hakim olduğu biliniyordu. Neydi bu doğa üstü güçler, cinlere hakim olma, rüzgarı kullanma, hayvanları kullanma ve konuşabilme , görkemli binalar inşa etme vb. 

Süleyman a.s’ın bir yüzüğü vardı. Bütün insanlar, cinler, yırtıcı hayvanlar, kuşlar ona boyun eğerlerdi. O mührün üstünde İsm-i Azam yazılmıştı.Bu yüzüğünde mabedin altında olduğuna inanan Yahudiler bu yüzüğü de tekrar ele geçirirlerse bu yüzük sayesinde cinlere hakim olacaklarını böylelikle dünyanın her tarafına da rahatlıkla hakim olacaklarını düşünüyorlar.

HERKES SANDIĞIN PEŞİNDE

Hazreti Davud döneminde şehrin Birleşik Yahudi Krallığı'nın başkenti ilan edilmesiyle Kudüs'e taşındı. Hazreti Süleyman tarafından yaptırılan mabede konulan sanduka M.Ö: 587 yılına kadar tapınakta kaldı. Aynı yıl içinde Babil İmparatoru Buhtunnesar Kudüs'ü işgal etti, ancak tapınakta Ahit Sandığını bulamadı. O tarihten sonra sandukanın, tahrip edilemediği ve onu koruyan Levililer tarafından mabedin altında hazırlanmış gizli bir bölmede saklandığı inancı yayıldı. M.S: 70 yılında ise Roma valisi Titus tapınağı yıktırarak bu yeraltı odasını aradı ancak o da bulamadı.

Hıristiyanlık inancına göre Ahit sandığı tapınakla birlikte yok olmuş artık Tanrı’nın evi Hazreti İsa’nın bedeni olmuştur: İsa göğe yükselmeden önce Kutsal Ruh'un yani Tanrı'nın tekrar insanların arasına tapınağına geleceğini söylemişti. (Pavlus’un Efeslilere Mektubu 2.19–22)

Tapınağın tamamına yakın bölümü altın ve diğer değerli madenlerden yapılmıştı. Toplanan yüz binlerce ton taş ve kerestenin gizli bir bölme yapılmakta kullanıldığına inanılıyor.Tapınağın gizemi, tam olarak ortaya çıkan yapının mütevazi ölçülerinde yatıyor. Tam yedi yıl boyunca yaklaşık 190 bin kişinin taş kesmek, kereste hazırlamak ve nakletmek için çalıştırıldığı göz önüne alındığında, ortaya çıkan binanın çok küçük olduğu dikkat çekiyor. Yıllardır da tüm tarihçilerin ve din bilimcilerinin aklını kurcalayan soru burada yatıyor

19. yüzyılda Haçlılar Kudüs’ü işgal edince Tapınak Şövalyeleri sandığı bulmak için büyük bir kazı yaptılar. Haçlı seferlerinin en büyük sebeplerinden birisi kayıp sandukayı bulmaktı. Kudüs’ün her işgal edilişinde Müslümanlar kılıçtan geçirildikten sonra sandukayı arama çalışmalarına başlandı, ancak bulunamadı. Napolyon’dan Hitler’e kadar hemen herkes bu sandukayı bulmaya çalıştı ancak yapılan bütün aramalar sonuçsuz kaldı. Hiram ustanın sandukayı gizlemek için çok gizli bir bölme yaptığı inancı gittikçe yayıldı.

Yahudi inancına göre de Mesih’in en büyük alameti kayıp sandukayı bulması olacak. Günümüzde Mesih’in gelişini hızlandırmak isteyen Yahudilerle onlara destek olan Evangelistlerin büyük bir ittifak yaptıkları da biliniyor.

İsrail, kazı sebebi olarak hangi gerekçeleri gösterirse göstersin, yıllardır süren kazıların tek bir hedefi var: Ahit Sandığı…

İslam inancına göre: “Tabut-u Sekine” Ahit Sandığı İslam inancında Tabut-u Sekine olarak geçmektedir. İslam âlimlerine göre, sanduka ahir zamanda Mehdi tarafından ortaya çıkartılacakve onun mehdiliğinin en büyük delili olacaktır. Bakara Suresi’nde Tabut-e Sekine’den şöyle söz ediliyor: Peygamberleri, onlara dedi: "O’nun hükümdarlığının belgesi, size Tabut'un gelmesidir. Onda Rabbiniz'den 'bir güven duygusu ve huzur' ile Musa ailesinden ve Harun ailesinden artakalanlar var; onu melekler taşır. Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır” (Bakara 248)

Hazreti Muhammed’in ahir zamanla ilgili hadislerinde de sandıktan bahsedilmektedir: “Ona Mehdi denilmesinin nedeni, gizli olan bir şeyin yolunu göstermesidir. Antakya denilen bir yerden Tabut'u (kutsal emanetler sandığını) ortaya çıkaracaktır" (Suyuti, el- Havi li'l Feteva, II. 82)

02/05/2017
Yorum İco
886
Anahtar Kelimeler

Similer Makaleler

FİLİSTİNLİLER TOPRAKLARINI SATMADILAR! KUDÜS’E BİR NAZAR OLDU HER NE OLDUYSA AZAR AZAR OLDU!

1948 yılı Haziran ayında yayınlanmış bir mecmua elime geçti. “Her Hafta” mecmuası.

Daha Fazla...

Yazar Resim
Fatma Toksoy
Yorum İco
1436

MESELE "DEDEKTÖR" DEĞİL

Siyonist işgalci İsrail'in Mescid-i Aksa ile ilgili yaklaşık 3 haftadır sürdürdüğü kapılardaki metal dedektör ve diğer güvenlik önlemleri uygulama

Daha Fazla...

Yazar Resim
Kadir Murat Öztürk
Yorum İco
1157

KUDÜS, MESCİD-İ AKSA VE MÜSLÜMANLAR

Müslümanların dikkatleri dağınık. Odaklanılması gereken en önemli sorunları göz ardı oluyor. Müslümanların yaşadığı

Daha Fazla...

Yazar Resim
Ali Haydar Haksal
Yorum İco
919